Kasten Yaralama Suçu ve Cezası

Kasten yaralama suçu nedir? TCK 86 hapis cezası, meşru müdafaa, haksız tahrik indirimleri ve uzlaştırma şartları nelerdir? (2026)

CEZA HUKUKU

3/13/202616 min read

Kasten Yaralama Suçu ve Cezası

Kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğü, anayasal güvence altında olan en temel haklardan biridir. Türk Ceza Kanunu, bu hakkı ihlal eden eylemleri "Kasten Yaralama" başlığı altında düzenleyerek kişilerin bedensel ve ruhsal tamlığını korumayı amaçlar.

1. Kasten Yaralama Suçu Nedir?

Kasten yaralama suçu; bir kimsenin vücuduna acı veren, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan her türlü haksız fiildir. Bu suçun oluşması için failin, mağdurun vücut bütünlüğüne zarar verme kastıyla hareket etmesi gerekir. Yani sadece "vurmak" değil, bu fiilin sonucunda mağdurun fiziksel veya ruhsal bir zarara uğraması suçun tamamlanması için yeterlidir.

2. Kanun Maddesi: TCK Madde 86

Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi, suçun temel halini ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek hallerini şu şekilde hükme bağlamıştır:

TCK m. 86/1: "Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

TCK m. 86/2: "Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur."

3. Madde Gerekçesi: Kanun Koyucu Ne Demek İstedi?

  1. maddenin gerekçesi incelendiğinde, kanun koyucunun suçun kapsamını oldukça geniş tuttuğu görülmektedir. Gerekçede öne çıkan temel unsurlar şunlardır:

  • Bütüncül Koruma: Gerekçe, sadece dış gözle görülen yaraları (morluk, kesik vb.) değil; vücudun iç dengesinin bozulmasını (hastalık bulaştırma) ve ruhsal sarsıntıları (algılama yeteneğinin bozulması) da koruma altına almıştır.

  • Fiil Esnekliği: Yaralamanın hangi araçla veya ne şekilde yapıldığı temel suç tanımı için önemli değildir. Önemli olan ortaya çıkan neticedir.

  • Kastın Varlığı: Gerekçede, failin mağdurun vücut bütünlüğünü ihlal etmeye yönelik bir irade sergilemiş olması gerektiği, neticenin öngörülebilir ve istenen bir sonuç olması gerektiği vurgulanmıştır.

4. Kasten Yaralama Suçunun Maddi Unsurları

Suçun maddi unsurları, dış dünyada gerçekleşen ve gözlemlenebilen somut olaylardır. Bir eylemin kasten yaralama olarak nitelendirilebilmesi için şu dört bileşenin bir arada olması şarttır:

A. Fail ve Mağdur

  • Fail: Bu suçun faili herkes olabilir. Kanun koyucu herhangi bir sıfat aramamıştır. Ancak failin "kamu görevlisi" olması veya "anne/baba/eş" olması gibi durumlar, ilerleyen maddelerde göreceğimiz üzere cezayı artıran nitelikli halleri oluşturur.

  • Mağdur: Mağdur da herkes olabilir. Ancak hukuk tekniği açısından kritik bilgi: Kişi kendi kendisine zarar verirse (intihara teşebbüs veya kendine zarar verme) kasten yaralama suçu oluşmaz. Mağdur mutlaka failden "başka bir kişi" olmalıdır.

B. Fiil (Hareket)

Kasten yaralama serbest hareketli bir suçtur. Yani kanun "şu şekilde vurulursa suç olur" demez. Tokat atmak, saç çekmek, itmek, birine mikroplu bir madde enjekte etmek hepsi bu suçun fiil unsurunu oluşturur.

  • Vücut Acısı: Kişinin sinir sistemini etkileyen her türlü haksız fiziksel temas.

  • Sağlığın Bozulması: Vücudun biyolojik veya psikolojik dengesinin (geçici de olsa) bozulmasıdır.

  • Algılama Yeteneğinin Bozulması: Kişinin bilincinin, hafızasının veya muhakeme yeteneğinin sekteye uğratılmasıdır (Örn: Birini hipnotize etmek, bayıltmak veya ağır bir şoka sokmak).

C. Netice ve Nedensellik Bağı

Failin hareketi ile mağdurun uğradığı zarar arasında illiyet bağı (nedensellik) bulunmalıdır. Yani mağdurdaki yaralanma, doğrudan failin o hareketinden kaynaklanmalıdır. Eğer mağdur, failin attığı hafif bir tokattan sonra değil de, o sırada yoldan geçen bir aracın çarpması sonucu yaralanmışsa; fail sadece attığı tokatın (basit yaralama) sorumluluğunu taşır, ağırlaşan neticeden sorumlu tutulamaz.

5. Kasten Yaralama Suçunun Manevi Unsuru: "Kast"

Bir fiilin "yaralama" sayılması için failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir.

A. Doğrudan Kast

Fail, gerçekleştirdiği hareketin bir başkasının vücut bütünlüğüne zarar vereceğini bilmekte ve bu sonucu tam olarak istemektedir. Örneğin; hedef gözeterek yumruk atmak doğrudan kasttır.

B. Olası Kast (TCK m. 21/2)

Burada fail, "Netice gerçekleşeceğini öngörmekte'' suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, bu sonucun meydana gelmesini göze alması durumudur.

C. Hukuki Ayırım: Yaralama mı, Öldürmeye Teşebbüs mü?

Yargıtay uygulamalarında en çok tartışılan konu budur. Failin kastının ne olduğunu belirlemek için şu kriterlere bakıyoruz (Bizim savunmalarımızda en çok kullanacağımız liste):

  • Fail ile mağdur arasında husumet var mı?

  • Kullanılan aracın (silah, bıçak, sopa) öldürmeye elverişliliği nedir?

  • Darbe sayısı ve şiddeti nedir?

  • Darbelerin vurulduğu bölge hayati mi (baş, göğüs) yoksa rastgele mi (kol, bacak)?

  • Fail, fiiline kendiliğinden mi son verdi yoksa engel bir sebeple mi durdu?

6. Kasten Yaralama Suçunun Nitelikli (Cezayı Artıran) Halleri

TCK’nın 86/3. maddesi, suçun belirli kişilerce, belirli kişilere karşı veya belirli araçlarla işlenmesi durumunda cezanın yarı oranında, bazı durumlarda ise bir kat artırılacağını hükme bağlar. Bu hallerin en önemli özelliği, suçun "şikayete tabi olmaktan çıkması" ve savcılık tarafından resen (kendiliğinden) soruşturulmasıdır.

Kanun Maddesi (TCK m. 86/3)

Kasten yaralamanın;

  • a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

  • b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

  • c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

  • d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

  • e) Silahla,

  • f) Canavarca hisle, işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında; (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

A. Aile Bireylerine Karşı İşlenmesi

Kanun; anne, baba, çocuk, eş, eski eş ve kardeş arasındaki şiddeti daha ağır cezalandırır. Burada amaç aile içi barışı korumaktır. "Boşandığı eşe karşı" ibaresi sonradan eklenmiştir ve uygulamada çok kritiktir. Boşanmış olsanız bile eski eşe karşı şiddetin cezası "nitelikli" sayılır.

B. Kendini Savunamayacak Durumdaki Kişiye Karşı İşlenmesi

Mağdurun çocuk olması, yaşlı olması, engelli olması veya o sırada baygın/uykuda olması gibi durumlar bu kapsama girer. Failin, mağdurun bu zayıflığından yararlanması cezayı artırır.

C. Kamu Görevi Nedeniyle veya Kamu Görevlisinin Nüfuzuyla

Bir doktora, öğretmene veya avukata görevi başında veya görevinden dolayı saldırılması bu madde kapsamındadır.

D. Suçun "Silahla" İşlenmesi

Müvekkillerin en çok yanıldığı nokta burasıdır. Hukukta "silah" sadece tabanca veya bıçak değildir.

  • Geniş Tanım: TCK m. 6 uyarınca; saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her şey silahtır.

  • Örnekler: Bir sopa, taş, boş bir şişe, kemer tokası, hatta ele geçirilen sert bir cep telefonu bile mahkemece "silah" olarak kabul edilebilir. Fiilin silahla işlenmesi, şikayet olsa da olmasa da cezada doğrudan %50 artış demektir.

E. Canavarca Hisle İşlenmesi

Failin sadece zarar vermek değil, mağdura acı çektirmekten sadistçe bir zevk alarak (örneğin üzerine asit dökerek veya vücudunda çok sayıda işkence vari kesik açarak) eylemi gerçekleştirmesidir. Bu durumda ceza bir kat (yani %100) artırılır.

7. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK m. 87)

Kasten yaralama fiili gerçekleştirildikten sonra, mağdurun vücudunda basit bir yaralanmanın ötesinde, kalıcı veya daha ağır bir hasar meydana gelmişse "Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama" söz konusu olur. Bu durumda fail, kastettiğinden daha ağır bir sonuçtan dolayı daha ağır bir cezaya çarptırılır.

A. Cezanın Bir Kat Artırıldığı Haller (TCK m. 87/1)

Eğer yaralama sonucunda mağdurda aşağıdaki durumlardan biri meydana gelirse, temel ceza (TCK 86/1) bir kat artırılır:

  • Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması: Örneğin, bir gözün görme yetisinin %50 azalması veya bir kulağın az duymaya başlaması.

  • Konuşmasında sürekli zorluk: Pelteklik veya konuşma akışının kalıcı olarak bozulması.

  • Yüzünde sabit iz: Yaralanma iyileştikten sonra dahi, makul bir mesafeden bakıldığında yüzde (çehrede) belirgin bir iz kalması.

  • Yaşamı tehlikeye sokan bir durum: Mağdurun hayati tehlike atlatması (iç kanama, beyin kanaması vb.).

  • Gebe bir kadına karşı işlenip çocuğun vaktinden önce doğması: Erken doğumun yaralama fiiliyle tetiklenmesi.

B. Cezanın İki Kat Artırıldığı Haller (TCK m. 87/2)

Aşağıdaki haller, mağdurun hayatını ve vücut bütünlüğünü çok daha derinden etkilediği için ceza artırımı iki kat olarak uygulanır:

  • İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalık veya bitkisel hayata girme.

  • Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi: Örneğin, bir gözün tamamen kör olması, bir kolun kopması veya kullanılamaz hale gelmesi.

  • Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması: Kısırlık veya tamamen dilsiz kalma.

  • Yüzde sürekli değişiklik: Mağdurun yüzündeki ifadenin, estetik görünümünün tamamen ve kalıcı olarak değişmesi (Örn: Burun kopması, ağır yanıklar).

  • Gebe bir kadına karşı işlenip çocuğun düşmesi (Düşük): Yaralama sonucu gebeliğin sonlanması.

C. Kemik Kırılması (TCK m. 87/3)

Eğer kasten yaralama sonucunda mağdurun vücudunda bir kemik kırılması veya çıkığı meydana gelmişse, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre ceza yarı oranına kadar artırılır. Adli Tıp raporundaki "1'den 6'ya kadar" olan kırık derecelendirmesi burada cezanın miktarını belirler.

D. Yaralama Sonucu Ölüm Meydana Gelmesi (TCK m. 87/4)

Bu fıkra, "Kasten Öldürme" ile "Kasten Yaralama" arasındaki en kritik çizgidir. Failin öldürme kastı yoktur; sadece yaralamak istemiştir ancak mağdur bu yaralama neticesinde ölmüştür.

  • Yaralama suçu sonucu ölüm gerçekleşirse: 10 yıldan 14 yıla kadar hapis.

  • Nitelikli yaralama sonucu ölüm gerçekleşirse: 14 yıldan 18 yıla kadar hapis.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs ile Kasten Yaralama Suçu Arasındaki Fark Nedir ?

Ceza hukukunda bazen ince bir çizgi, sanığın on yılı aşkın hapis cezası alması ile çok daha hafif bir ceza ile kurtulması arasındaki farkı belirler. Bu çizgi, failin "kastı"dır. Bir kavgada savrulan bıçak veya patlayan silah, mağdur ölmediği sürece iki farklı suçun konusu olabilir: Kasten öldürmeye teşebbüs veya kasten yaralama. Ceza hukukunda en çok tartışılan konulardan olan fiilin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı olduğu sorusu ve yapılacak hukuki nitelendirme, sanık hakkında verilecek cezanın ağırlığını doğrudan etkiler.

Türk Ceza Kanunu’na göre bir kişinin hayatına son vermek amacıyla gerçekleştirilen ancak mağdurun ölümü gerçekleşmeyen eylemler kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilir. Buna karşılık failin amacı öldürmek değil yalnızca zarar vermek ise söz konusu fiil kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilir. Bu noktada belirleyici unsur, failin kastıdır. Peki, mahkemeler birinin gerçekten öldürmek mi istediğini yoksa sadece "can yakmayı" mı amaçladığını nasıl anlıyor? Failin zihnini okumak mümkün olmadığına göre, Yargıtay’ın yıllar içinde geliştirdiği somut kriterlere bakmamız gerekiyor.

8. Kasten Yaralama Suçunda Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma

Kasten yaralama suçunun nasıl soruşturulacağı ve davanın hangi şartlarda sona ereceği, suçun işleniş biçimine göre büyük farklılıklar gösterir. Bu usul kurallarını bilmek, hak kaybına uğramamak adına hayati önem taşır.

A. Şikayet ve Soruşturma Usulü

Hukuk sistemimizde kasten yaralama suçunun kural olarak re'sen (kendiliğinden) soruşturulması esastır. Ancak bir istisna mevcuttur:

  • Basit Yaralama (TCK 86/2): Eğer yaralama, basit bir tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek kadar hafifse, suçun takibi mağdurun şikayetine bağlıdır. Mağdur şikayetini geri çekerse dosya düşer.

  • Kasten Yaralama (TCK 86/1) ve Nitelikli Haller (TCK 86/3): Bu hallerde şikayet aranmaz. Mağdur şikayetçi olmadığını beyan etse veya şikayetinden vazgeçse dahi kamu davası devam eder ve sanık cezalandırılır.

  • Şikayet Süresi: Şikayete tabi hallerde (TCK 86/2), fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkının kullanılması gerekir. Aksi halde bu hak düşer.

B. Uzlaştırma Kurumu (CMK 253)

Uzlaştırma, fail ve mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşarak davanın mahkemeye gitmeden veya mahkeme aşamasında sonlandırılmasıdır.

  • Kapsam: TCK 86/1 (Kasten Yaralama) ve TCK 86/2 (Basit Yaralama) suçları uzlaştırma kapsamındadır. * İstisna: Yaralama suçunun nitelikli halleri (86/3) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri (87) kural olarak uzlaştırmaya tabi değildir. Ayrıca aile içi şiddet vakalarında (eşe karşı) kasten yaralama suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez.

  • Sonuç: Uzlaşma sağlandığı takdirde, soruşturma aşamasında "Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı" (takipsizlik), kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesi kararı verilir.

C. Dava Zamanaşımı

Kasten yaralama suçunda dava açılması veya devam etmesi için belirli bir süre mevcuttur. Bu süre geçtikten sonra devletin cezalandırma yetkisi sona erer.

  • Genel Süre: TCK 86/1 ve 86/2 kapsamındaki kasten yaralama suçları için dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

9. Kasten Yaralamada Meşru Müdafaa ve Haksız Tahrik

Ceza yargılamasında fiilin işlendiği sabit olsa dahi, fiilin hangi şartlar altında işlendiği ceza miktarını, hatta ceza verilip verilmeyeceğini belirler. Kasten yaralama dosyalarında en sık başvurduğumuz iki savunma mekanizması şunlardır:

A. Meşru Müdafaa (Haklı Savunma) - TCK m. 25/1

Meşru müdafaa bir "hukuka uygunluk" nedenidir. Eğer şartları oluşmuşsa, kişiye hiç ceza verilmez ve beraat kararı verilir. Bir eylemin meşru müdafaa sayılabilmesi için şu şartlar bir arada olmalıdır:

  • Gerçekleşen veya Tekrarı Muhakkak Bir Saldırı: Ortada haksız bir saldırı olmalı. "Bana vuracaktı, o yüzden vurdum" diyebilmek için saldırının başlamış olması veya başlamasının kesin olması gerekir.

  • Savunma Zorunlu Olmalı: Saldırıdan kurtulmak için o yaralama fiilini gerçekleştirmekten başka makul bir yolun kalmaması gerekir.

  • Orantılılık: İşte en kritik nokta! Savunma ile saldırı arasında bir denge olmalıdır. Size tokat atan birine karşı silahla ateş etmek meşru müdafaa sınırını aşar. Savunmada kullanılan araç ve yöntem, saldırıyı defedecek ölçüde olmalıdır.

Kastor’un Notu: Meşru müdafaada sınırın heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması durumunda (TCK m. 27/2), failin kusuru olmayabileceği için yine ceza verilmeyebilir. Bu, "panik anı" savunmamızın temelidir.

B. Haksız Tahrik - TCK m. 29

Haksız tahrik, meşru müdafaanın aksine suçu ortadan kaldırmaz; ancak failin maruz kaldığı haksız fiilin etkisiyle duyduğu öfke veya şiddetli elemin sonucu olarak işlediği suçun cezasını önemli ölçüde indirir.

  • Şartı: Mağdurdan gelen haksız bir fiil (hakaret, tehdit, önceki bir yaralama eylemi vb.) olmalıdır.

  • İndirim Oranı: Haksız tahrikin ağırlığına göre verilecek cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

  • Denge: Kimin önce başlattığı (ilk haksız hareketin kimden geldiği) davanın seyrini değiştirir. Eğer ilk haksız hareket mağdurdan gelmişse, müvekkilimiz için en üst sınırdan tahrik indirimi talep ederiz.

10. Meşru Müdafaa ve Haksız Tahrik Arasındaki Farklar

11. Kasten Yaralama Suçunda Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü

Kasten yaralama suçunun yargılaması, suçun ağırlığına ve ortaya çıkan neticeye göre farklı mahkemelerde görülür. Hangi mahkemenin görevli olduğu, davanın seyri ve ceza alt-üst sınırları açısından kritiktir.

A. Görevli Mahkeme

  • Asliye Ceza Mahkemesi: Kasten yaralama suçunun temel hali (TCK 86/1), basit hali (86/2), nitelikli halleri (86/3) ve kemik kırılması veya organ zayıflaması gibi ağırlaşmış halleri (TCK 87/1, 2, 3) Asliye Ceza Mahkemelerinde görülür.

  • Ağır Ceza Mahkemesi: Eğer kasten yaralama fiili mağdurun ölümüne neden olmuşsa (TCK 87/4), yargılama yapma görevi Ağır Ceza Mahkemesi’ne aittir.

B. Basit Yargılama Usulü (CMK m. 251)

Kasten yaralama suçunun şikayete tabi olan ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilen hallerinde (TCK 86/2), mahkeme duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verebilir.

  • Bu usulde ceza, duruşmalı yargılamaya göre dörtte bir oranında indirilir.

  • Sanığın bu karara itiraz etme hakkı saklıdır; itiraz halinde genel hükümlere göre duruşma açılır.

C. Yargılama Süreci ve Savunmanın Önemi

Yargılama süreci genellikle şu aşamalardan oluşur:

  1. Soruşturma: Savcılık delilleri toplar ve yeterli şüphe varsa İddianame hazırlar.

  2. Kovuşturma: Mahkeme iddianameyi kabul eder, tanıkları dinler, Adli Tıp raporlarını inceler ve sanığın savunmasını alır.

  3. Hüküm: Mahkeme beraat, mahkumiyet veya ceza verilmesine yer olmadığına dair kararını açıklar.

12. Cezanın Belirlenmesi ve Seçenek Yaptırımlar

Mahkeme, suçun işlendiğine kanaat getirdikten sonra cezayı bir terazi titizliğiyle belirler. Ancak Türk Ceza Kanunu, her hapis cezasının mutlaka cezaevinde infaz edilmesini şart koşmaz. Kişinin sabıkası, pişmanlığı ve suçun niteliğine göre çeşitli "seçenek yaptırımlar" devreye girebilir.

A. Temel Cezanın Belirlenmesi (TCK m. 61)

Hâkim, alt ve üst sınırlar arasında cezayı belirlerken şu kriterleri göz önünde bulundurur:

  • Suçun işleniş biçimi,

  • Kullanılan araçların (silah vb.) vahameti,

  • Meydana gelen zararın ağırlığı,

  • Failin kastının yoğunluğu (öldürmeye ne kadar yaklaştığı veya sadece korkutmak mı istediği).

B. Adli Para Cezası (TCK m. 52)

Kasten yaralama suçunun basit hallerinde (TCK 86/2), mahkeme hapis cezası yerine doğrudan Adli Para Cezasına hükmedebilir. Ayrıca, kısa süreli hapis cezaları (1 yıl ve altı), sanığın kişiliğine ve sosyal durumuna göre adli para cezasına çevrilebilir.

Kritik Bilgi: Adli para cezası ödenmediği takdirde hapse çevrilir.

C. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB - CMK m. 231)

  1. Verilen ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasıysa,

  2. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan sabıkası yoksa,

  3. Mahkeme, sanığın tekrar suç işlemeyeceği kanaatine varırsa, HAGB kararı verilebilir. Bu durumda sanık 5 yıl boyunca denetime tabi tutulur. Bu süre içinde suç işlemezse dava düşer ve sabıka kaydına işlenmez.

D. Cezanın Ertelenmesi (TCK m. 51)

HAGB’den farkı, cezanın kesinleşmiş olması ancak cezaevinde infaz edilmemesidir.

  • 2 yıl veya daha az (18 yaş altı veya 65 yaş üstü için 3 yıl) süreli hapis cezaları ertelenebilir.

  • Erteleme durumunda kişi sabıkalı görünür ancak belirlenen denetim süresini iyi halle geçirirse cezası infaz edilmiş sayılır.

E. Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar (TCK m. 50)

1 yıl veya daha az süreli hapis cezaları, hâkimin takdiriyle şunlara çevrilebilir:

  • Kamu yararına bir işte çalışma,

  • Belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma,

  • Eğitim kurumuna devam etme.

13. Kasten Yaralamada Maddi ve Manevi Tazminat Riski

Ceza davası buzdağının sadece görünen kısmıdır. Yaralama fiili aynı zamanda bir "haksız fiil" olduğu için, mağdurun ceza davasının yanı sıra Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açma hakkı vardır.

  • Maddi Tazminat: Hastane masrafları, iş göremezlik nedeniyle doğan kazanç kaybı.

  • Manevi Tazminat: Yaşanan acı, elem ve kederin telafisi için talep edilen bedel.

💡 Merak Edilen Bir Diğer Konu: Öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama arasındaki fark nedir? Yargıtay’ın failin kastını belirlemek için kullandığı 6 kriteri ve hukuki detayları incelediğimiz rehberimiz için tıklayınız.

❓ Sıkça Sorulan Sorular: (Kasten Yaralama Suçu)
Mağdur şikayetinden vazgeçerse dava düşer mi?

Bu, yaralamanın şiddetine bağlıdır. Eğer yaralama "Basit Tıbbi Müdahale (BTM)" ile giderilebilecek kadar hafifse (TCK 86/2), şikayetten vazgeçilmesi durumunda dava düşer. Ancak yaralama daha ağırsa veya suç; eşe, kardeşe, kamu görevlisine karşı ya da silahla işlenmişse, mağdur vazgeçse bile "kamu davası" olarak yargılama devam eder.

2. Kavgada sadece kendimi savundum, yine de ceza alır mıyım?

Hukukta buna Meşru Müdafaa diyoruz. Eğer size yönelik haksız bir saldırıyı durdurmak için orantılı bir güç kullandıysanız ceza almazsınız. Ancak karşı taraf durmasına rağmen vurmaya devam ettiyseniz veya size tokat atan birine bıçakla karşılık verdiyseniz "sınırın aşılması" nedeniyle ceza almanız söz konusu olabilir.

3. "Silahla yaralama" deniliyor ama elimde sadece anahtarlık vardı. Bu mümkün mü?

Evet, mümkün. Türk Ceza Kanunu’na göre silah; sadece tabanca veya bıçak değildir. Saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her şey (anahtarlık, kemer tokası, sopa, sert bir cep telefonu, hatta bazen bir bira şişesi) mahkemece "silah" olarak kabul edilebilir. Bu durumda ceza yarı oranında artırılır.

4. Kasten yaralama suçu sabıka kaydına (sicile) işler mi?

Mahkeme sonucunda hapis veya adli para cezası alırsanız bu durum sicilinize işler. Ancak, eğer şartlar uygunsa ve mahkeme Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verirse, 5 yıllık denetim süresi boyunca suç işlemediğiniz takdirde bu kayıt adli sicil arşivine yansımaz ve süre sonunda silinir.

5. Karşı taraf benden tazminat isteyebilir mi?

Evet. Ceza davası sizin suçlu olup olmadığınızı belirlerken, mağdurun ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı vardır. Hastane masrafları, iş göremezlik bedeli ve yaşanan manevi yıkım için tazminat ödemek zorunda kalabilirsiniz.